28.12.2025
0
Beğenme
12
Görüntülenme
Veri bilimi denince çoğu insanın aklına grafiklerle dolu ekranlar, karmaşık denklemler, Python kodları ve “bunu ben asla anlayamam” hissi geliyor. Oysa veri biliminin özü, düşündüğümüzden çok daha tanıdık bir yere dayanıyor: tahmin etme.
Daha doğrusu şuna:
“Geçmişte olanlara bakarak, bundan sonra ne olacağını sezmek.”
Aslında bunu gün içinde defalarca yapıyoruz. Hava bulutluysa şemsiye alıyoruz. Sabah trafikte bir yol kapalıysa alternatif güzergâh seçiyoruz. Bir arkadaşımızın mesaj atma saatine bakıp “birazdan yazar” diyoruz. Hiçbirimiz bunun için istatistik kitabı açmıyoruz ama yine de veriyle düşünüyoruz.
Veri bilimi tam olarak bu içgüdüyü alıp, daha sistemli, daha ölçülebilir ve daha az yanlı hale getirme çabası.
Çoğu anlatımda veri, sanki kutsal bir nesneymiş gibi ele alınıyor. Oysa veri dediğimiz şey çoğu zaman sadece geride bırakılmış izler.
Bunların hiçbiri “bilgi” değil. Ham, dağınık, bağlamsız izler. Veri bilimcinin yaptığı şey de bu izlere bakıp şunu sormak:
“Bu davranışlar birlikte ne anlatıyor?”
İşin zor kısmı genelde model kurmak değil, neye bakılması gerektiğini fark etmek.
Bu veri bilimi dünyasının en yaygın yanılgılarından biri.
Gerçek hayatta çoğu problem:
Örneğin bir e-ticaret sitesinde satışlar düşüyor diyelim.
İlk refleks genelde şu olur: “Daha fazla kullanıcı verisi toplayalım.”
Ama asıl soru şudur:
Veri bilimi, bu soruları tek tek ayıklama sanatıdır. Aksi halde gürültüyü büyütürsünüz, sinyali değil.
Makine öğrenmesi modelleri çoğu zaman birer sihirli kutu gibi anlatılır. Oysa her model, çok basit bir düşünce kalıbını matematikle ifade eder.
Aslında modellerden korkmamızın sebebi matematik değil;
kendi sezgimizi formüle etmekte zorlanmamız.
İyi bir veri bilimci, modeli bilen değil;
modelin ne zaman işe yaramayacağını bilen kişidir.
Veri biliminde en büyük karmaşa teknik tarafta değil, insan tarafında çıkar.
Çünkü insanlar:
Bu yüzden veriye bakıp kesin hükümler vermek tehlikelidir.
Veri bize “neden”i değil, çoğu zaman sadece “ne oldu”yu söyler.
Veri bilimi burada bir kehanet aracı değil,
daha iyi soru sorma aracı olmalıdır.
Bence sezgisel veri bilimi şudur:
Çünkü veri bilimi bir noktada şuna dayanır:
“Bu çıktıya ben güveniyor muyum?”
Eğer cevabın “emin değilim” ise, model ne kadar iyi olursa olsun bir sorun vardır.
Veri bilimi bence bir meslekten çok bir düşünme biçimi.
Bu yönüyle bilimden çok felsefeye yakındır.
Ve belki de bu yüzden teknik olduğu kadar insani bir alandır.
Eğer veri bilimiyle ilgileniyorsan, önce koddan değil şuradan başla:
“Ben hangi konuda yanlış varsayım yapıyor olabilirim?”
Gerisi zaten gelir.
Kullanıcı yorumlarını görüntüleyebilmek için kayıt olmalısınız!
Ozan Baran
Analitik düşünme becerimi ve mühendislik altyapımı, verinin dönüştürücü gücüyle birleştiren bir Jeoloji Yüksek Mühendisiyim. Jeoloji, zemin mekaniği ve coğrafi bilgi sistemleri (GIS) alanındaki tecrübemi, modern veri analizi dünyasına taşıyorum. Mevcut ArcGIS bilgime ek olarak, karmaşık mühendislik problemlerine veriye dayalı çözümler üretmek amacıyla Python (Pandas), SQL ve veri görselleştirme (Power BI) konularında yetkinliklerimi geliştiriyorum.
Konum
Van, TR
Eğitim
Bilgisayar Programcılığı - ANADOLU ÜNİVERSİTESİ
Jeoloji Mühendisliği - VAN Yüzüncü Yıl Üniversitesi
Jeoloji Mühendisliği A.B.D. - VAN Yüzüncü Yıl Üniversitesi
İş Tecrübesi
Software Developer - Metamorf Yazılım